“Küçük insanlar kişileri, sıradan insanlar olayları, büyük insanlar fikirleri konuşurlar.’’ Bizde isimler ve kurumları belirtmeden, sadece olayların üzerinden analiz yaparak, soruyoruz...

Gaziantep’de katliam yapan çocuğun babası emniyet amiriydi. Dolasıyla okul müdürü ile arası iyiydi. Bu yüzden çocuğu hakkında şikayetler hep sümenaltında kaldı.

Hatta bir öğretmenin çocuk hakkında rehberliğe, sorunlu ve sıkıntılı olduğu şeklinde rapor sunması sonucu, kumpas ve soruşturma ile gittiği gelen bilgiler arasında.

Katliamcı çocuk hakkında ve okula gelen cimer şikayetleri ise okul müdürü ve üstleri tarafından danışıklı dövüş şeklinde hep kapatılmış.

Diğer taraftan bu katliamcı çocuk yüzünden korkan, okul değiştiren ve okul idaresi tarafından kumpasa uğrayan çocukları ve velileri düşünürsek, bu olayın nasıl göz göre geldiğini anlamak zor olmayacaktır.

Alın size İzmir’den bir okul örneği. Defalarca yazdım, uyardım, belgeleriyle sundum. Sonuç, yine korunuyor, yine üstleri aklıyor ve aile dostları koruyor. Okulunda; aile birliğinin bütçesinden kendisine hizmetçi olarak kullandığı güvenlik personeli ile sorunlu olduğu ailelerin çocuklarını tehdit ettiriyor, iftiralarla polise şikayet ettiriyor, sahte tutanaklar tutturuyor, kendi aleyhine olan tutanakları işleme almıyor, öğrencilere şiddet uygulatıp korkutuyor ve okuldan ayrılmaya zorluyor.

Hatta bu personelin bir çocuğa karşı ‘’Basit yaralama ve hakaretten’’ yargılanıyor olmasına rağmen, hatta ve hatta milli eğitimin iş feshi yapmasına rağmen yine okulda yanından ayırmıyor.Yetmiyor, okulda sorun yaşadığı öğretmenlerin üzerine salıyor bu personeli, öğretmenleride çeşitli soruşturmalarla okuldan gönderiyor.

Gelen cimer şikayetlerini ise yalanlarla cevaplayıp gönderiyor. Adeta milli eğitimi parmağında oynatıyor.

Görev değişikliği verilen müdür yardımcısının okuldan ilişiğini kesmemek suç değil midir?
İş akdi feshedilen, Öğrenciye şiddet uygulayan, öğretmenlerin üzerine yürüyen personelin iş akdinin feshedilmesine rağmen okulda tutmak ve arabasına okul önünde özel bir otopark ayarlamak suç değil midir?

Kendi öğretmenlerini kendi kişisel davası için yalancı şahit yapmak suç değil midir?

Tunceli örneğinde de açıkca gördük, suçluyu koruyan daha büyük olaylar yaşanmasına gebe oluyor.

Sayın Milli Eğitim İl Müdürüm, Sayın AK Parti İl Başkanım vebali sizlerdedir. Çünkü sizler bu milletin güvendiği Ömerlersiniz. Talimat verin bu dediklerim teker teker soruşturulsun. Hem sizlerin arkanızdan iş çeviren, yanınızda sureti haktan gözüken ama çıkınca ubey bin selül olan kişileri göreceksiniz.

Bunlar 16 Temmuz'da saf değiştirenler dikkat edin.

Peki çözüm nedir? Neler yapılmalı?

1- Acil olarak tüm cimer şikayetleri tekrar gözden geçirilerek, muhakkik değil, müfettiş düzeyinde araştırma yapılarak kapatılan olayların üzerine gitmek.
2-Çok öğrenci kaybı olan okullardaki sorunun kaynağını öğrenmek
3-Her çocuk hakkında bağımsız rehberlik incelemeleri ve raporları hazırlamak
4-Okul müdürleri ve idarecileri hakkında ciddi iddiaları ise Bakanlık Teftiş Kurulu inceleyecek.

Bunlar en acil ve 3 ayda bitirilebilecek konular.

Uzun vadeli ve kökten bitirilebilecek çözümler ise ;

1- İlkokul dahil çocuklara karşı disiplin cezası gelmeli
2- Öğretmene karşı işlenen suçların cezası artırılmalı
3-Velilere psikolojik destek. Çocuklarına veli olamayan ailenin çocuklarına vasi ataması.
4-Ailelere özel inceleme. Anne ve baba olamayanlara cezalar, yaptırımlar.
5-Televizyon ve sosyal medyada yaptırımlar ve yeni düzenlemeler

Son sözü Nurettin Topçu’ya bırakıp bu haftaki yazımı noktalıyorum : ‘’Milletimizin üç asırdan beri geçirmekle olduğu buhranların sebebi ve kaynağı, kültür ve maarif sahasında aranmalıdır. Üç asırlık yıkım asrımıza, imanı riyâ ile bulanmış, iktidarı menfaatına esir, hezimet halinde bir milli varlığı miras bıraktı. ‘’