2019 yılının Kasım ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan İzmir ziyaretinde o zamanın İl Yönetim kurulu üyeleriyle bir toplantı yaptı. Toplantıda İzmir milletvekilleri ve yönetim kurulu dışında kimse yoktu. O toplantıda bende vardım ve şahit olduğum bir tespit bugünkü yazmın konusu oldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan yönetim kurulu üyelerine tek bir talimat verdi. ‘’Bizim yaptığımız hizmetleri mahalle mahalle, sokak sokak, gerekirse kahvehanelerde barkovizyonlarla anlatın.’’ Evet, Cumhurbaşkanı Erdoğan ; benimde olduğum o toplantıda tek bir talimat vermişti. Bende o günün heyecanı ile yarın sabah yönetim olarak toplantı yapar, Reisin talimatını nasıl yaparız? Ekipleri nasıl kurarız? Anlatılacak konuların tespiti, anlatıcılar kimler olacak? İlçelerle koordinasyon nasıl olur? Diye kendimce notlar hazırlamıştım. Ama yanılmışım. Yanılgımın yanına hayal kırıklığı eklenmişti. Çünkü gündemimiz hiç bir zaman Reisin talimatı olmadı.
Gündemimiz, kimler meclis üyesi olacak oldu ama hükümetin yerel yönetimlerdeki icraatları olmadı.
Gündemimiz, sağlık politikaları başkanı kim olacak oldu ama sağlıkdaki devrimleri anlatmak olmadı.
Gündemimiz, İlçe başkanlarını belirlemek ve yönetimlere isimler yerleştirmek oldu ama ilçelerdeki gençlik merkezlerinin faaliyetlerini anlatmak olmadı.
Gündemimiz hep Belediyelere eleştiriler oldu ama sokak sokak gezip ‘’Biz böyle yaptık, İzmir’de de böyle yapacağız’’ demek olmadı.
Reisin talimatı havada kaldı. Ama sorulduğunda hep ‘’İzmir’i alacağız’’, ‘’İzmir bu sefer tamam’’ , ‘’Oy oranımız çok arttı’’ diyerek anı ve günü kurtarma peşinde olan siyasetçilere ve yöneticilere soruyorum : Siz ne iş yaparsınız ? Zorla mı oturuyorsunuz o koltuklarda? Neden sokaklar yerine salonlardasınız? Yeşilaycıyız diye kahvelere mi girmiyorsunuz yoksa nargile cafeler mi daha cazip geliyor?
Siyaset sokaklarda yapılır. El sokaklarda sıkılır. Ama Cumhurbaşkanımızın selamını getirdik diyerek değil, onun icraatlarını, arkadaşlarıyla bu zamana kadar getirdiği hizmetleri anlatarak olur. Posta güvercini gibi ilçe başkanlığı olmaz. Madem Reisi temsil ediyorsunuz, onun İstanbul sokaklarında vatandaş ile nasıl iletişim kurduğunu, o iletişimin gönüllerde nasıl taht kurduğunu öğrenerek yaparak olur. Eleştiriyi çözümü ile sunarsanız etkili olursunuz. Eleştiriye çözüm sunamaz iseniz adı kaos olur. Kaos yöneticisi ise oyunu değil sosyal medyada etkileşimini artırır. O etkileşimde oy getirmez.
Ciddi olarak soruyorum siz ne iş yaparsınız? İşlerinizde çok iyi olabilirsiniz. Belediyelere hizmet, hastanelere ürün, devlet kurumlarına danışmanlık yapabilirsiniz. Devlet bankalarının avukatlığınıda yapabilirsiniz. Bürokraside atamalar ve değişimler sizden de geçebilir. Ama ben bunları sormuyorum. Siyasetçi olarak ne yapıyorsunuz ?
Siyasi hukuk başkanlığı, il başkanının hemen arkasında pozisyonunu koruyarak herkese 2 numara benim demekle ve İl başkanının bulunmadığı zamanlarda il teşkilatını temsil etmeyi en iyi şekilde yapmakla meşgul,
Mesela teşkilat başkanı ne yapar ? Savaşı çadırda, savaşın uzak olduğu yerde yöneten bir komutan gibi masa başında önünde haritalar ve savaş görmemiş kurmay kadrosu ile yönetiyorsa o planlar masada kalır. Saha tecrübesi olmayan, seçim kaybeden ve seçim görmemiş kadrodan başarı bekleyenin aklından şüphe ederim.
Seçim işleri başkanı zaten seçimden seçime başkanlık yaptığını sandığı için şu ana kadar seçimden 1 sene öncesi hazır kadrolu, tüm stratejiye hakim sandıkçılar görmediğimden bu başkanlığında her dönemin her başkanın seçim işleri başkanı olmasına anlam veremiyorum. Anlam veren olursa bi zahmet yazsın bana.
Tanıtım ve Medya artık Pr ajansı ve reklam stratejisi ile çalıştığından, içerik yöneticilerinin kendilerini yönlendirmesinden ancak resmi basın açıklaması yapmaktan başka bir yararlıı işlevi kalmadı. Oysa rahmetli Olçok’un tavsiye ve taktikleriyle, Tanıtım Medya demek tüm il ve ilçe yöneticilerini, mahalle mahalle organize edip bir muhabir gibi çalıştıran ve doneler oluşturan bir başkanlıktı. Şimdi pr, içerik, fenomenlikle mesailerini dolduruyorlar.
Dış politikalar başkanlığının, teşkilat mensuplarına ve halka doğru dış politikayı, en son natodaki başarıyı aktardığını gördünüz mü mesela?
Bence partinin aslında en önemli kurumu olan Sosyal Politikalar Başkanlığı ise ; Partinin aile, sağlık, eğitim, çalışma, kültür ve çevre gibi konulara ilişkin sosyal politikalarını ayda bir ilçe başkan yardımcılarını toplayıp, görev yapıldı demek için sunum yapmaktan başka bir şey yaptığını gördünüz mü? İldeki sosyal yapıyı ve olayları izleyerek raporlar hazırlıyor musunuz? Yaşanan sosyal sorunları tespit edebildiniz mi? İldeki yoksullar, kimsesizler, sokak çocukları sizleri hiç görmemiş. Yaşlıları ve özürlülerin hiç duasını almamışsınız. Ama ‘’Dünya yaşlılar, engelliler vs günlerini’’ hiç atlamıyor, sosyal medyada paylaşıyorsunuz tebrikler.
Ben bunlardan bahsederken, folkartın bilmem kaçıncı katından, ben hiç fakir insan, ihtiyaç sahibi vatandaş göremiyorum diyen başkanlar biliyorum. Dua edin, isim isim paylaşmıyorum. Benim tarzım şahıslar değil kurumlar ve sistem olduğundan şahısların önemi yok.
Bilgi ve Teknoloji başkanlığı mesela BTK Akademi nedir biliyor mu, bilmiyor? Bununla alakalı sempozyumlar yapmıyor. Dışarıda maddi olarak çok yüksek olan kursların, sadece e-devleti olanlara bedava olduğunu duyuramıyor. Teşkilatlara iş fırsatları için sertifikalı bilişim kursları açamıyor.
En acayibi ise ben şu ana kadar Ekonomi işler başkanı olupta İldeki esnaf, sanatkâr, küçük, orta ve büyük ölçekli yatırımcıların istek ve beklentilerini tespit eden proje ve raporlar hazırlayan bir başkan görmedim.
İlçe başkanlarının sosyal medyalarına bakın mesela. Oy artırmayan ama etkileşim peşinde hareketler göreceksiniz. Osman Gökçek tarzı siyasetin faydalı olmayacağını ben sizlere sandıktan önce söyleyim. Çalışmayan il yöneticileri olunca, ilçe yöneticileri çalışır mı? Onları hiç saymıyorum bile. Meclis üyeleri ise, el kaldır ve el indirden başka bir vasfı yok maalesef. 30 ilçeden konuşan, tartışan, sorunları tespit eden ve çözüm öneren sadece 5 kişi var çok yazık.
Daha önce AK Parti İzmir’in karnesini vermiştik hatırlarsınız. Sınıfta bıraktıklarımızın zamanla istifa ettiğine, ettirildiğine şahit olduk. Kemalpaşa’da ve Ödemiş’te iktidar olunmasına rağmen seçim kaybettiren Mahmut Badem ve Yakup Karaca neden halen yönetimde bunu ne teşkilat birikimim ne de siyaset bilimi tecrübemle anlamış değilim diye sormuştum ama soruma halen cevap alamadım mesela.
Bakalım bu senenin karnesi nasıl olacak göreceğiz.Bu sefer il ve ilçeleri kapsayan geniş bir karne hazırlamayı düşünüyorum.Fakat bu köşe yazısı sonrası olacakları size söyleyim ; önce kızacaklar sonra dedikodusunu yapacaklar sonra kulp bulacaklar sonra görmezden gelip kendilerini övüp ihaleyi yine teşkilata bırakacaklar. Hem de klima sonuna kadar açık odalarında masa başında.