SAVAŞILMASINA RAĞMEN DİPLOMASİYE KURBAN GİDENLER-2
Osmanlı Devleti'nin son dönemindeki toprak kayıplarını yalnızca savaş meydanlarında aramak, hikayenin önemli bir bölümünü eksik bırakır. Rodos ve On İki Ada bunun çarpıcı örneklerinden biridir. Çünkü burada mesele yalnızca bir işgalin gerçekleşmesi değildir. Asıl dikkat çekici olan, savaş sırasında geçici olması beklenen bir işgalin yıllar içinde kalıcı bir siyasi ve hukuki sonuca dönüşmesidir.
1911'de İtalya'nın Trablusgarp'a saldırmasıyla başlayan savaş, Osmanlı Devleti açısından ağır şartlarda yürütüldü. Kuzey Afrika'ya düzenli asker ve silah göndermek kolay değildi. İtalyan donanmasının Akdeniz'deki üstünlüğü, Osmanlı'nın lojistik imkanlarını daha da sınırlıyordu. Mustafa Kemal, Enver Bey, Nuri Bey ve diğer Osmanlı subaylarının bölgeye geçerek yerel güçlerle direnişi örgütlemesi, İtalya'nın savaş hedeflerine kısa sürede ulaşmasını engelledi.
İtalya, Trablusgarp'taki mücadeleyi yalnızca Kuzey Afrika ile sınırlı tutmadı. 4 Mayıs 1912'de Rodos'u işgal etti; ardından On İki Ada'nın diğer adaları da İtalyan kuvvetlerinin kontrolüne girdi. Böylece savaşın ağırlık merkezi Kuzey Afrika'nın dışına taşındı. Ege'deki adalar, İtalya'nın Osmanlı Devleti üzerindeki baskısını artıran önemli bir koz haline geldi.
18 Ekim 1912'de imzalanan Uşi Antlaşması bu nedenle kritik bir dönüm noktasıdır. Çünkü antlaşma, sanıldığının aksine, Rodos ve On İki Ada'yı İtalya'ya bırakmıyordu. Osmanlı kuvvetlerinin Trablusgarp ve Bingazi'den çekilmesi, buna karşılık İtalya'nın Ege'de işgal ettiği adalardan çekilmesi öngörülüyordu. Yani metinde geçici işgalin sona erdirilmesi vardı.
Fakat antlaşma beklenen şekilde uygulanmadı. İtalya adalardan çekilmedi. Libya'daki Osmanlı askerlerinin ve görevlilerinin çekilmesi konusunda yaşanan sorunlar, Balkan Savaşı'nın başlaması ve değişen uluslararası şartlar İtalya'nın elindeki fiili durumu güçlendirdi. Böylece kağıt üzerindeki hüküm ile sahadaki durum birbirinden uzaklaştı.
Burada Doğu Ege adaları ile On İki Ada'yı birbirinden ayırmak gerekiyor. Balkan Savaşı sırasında Yunanistan Limni, Midilli, Sakız ve diğer bazı adaları ele geçirdi. 13 Şubat 1914'te büyük devletler, belirli şartlar çerçevesinde Doğu Ege'deki bazı adaların Yunanistan'a bırakılmasını kabul etti. İtalya'nın işgalindeki Rodos ve On İki Ada ise bu düzenlemenin dışında kaldı.
On İki Ada'nın İtalya'daki fiili statüsü böylece yıllarca sürdü. Asıl hukuki kırılma 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşması'nın 15. maddesiyle geldi. Türkiye, Rodos ve On İki Ada üzerindeki hak ve senetlerinden İtalya lehine feragat etti. Böylece 1912'de başlayan fiili işgal, on bir yıl sonra uluslararası antlaşmayla yeni bir hukuki statüye kavuştu.
Fakat ada hikayesi yine bitmedi. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından On İki Ada'nın geleceği yeniden gündeme geldi. Türkiye, 1945'ten itibaren özellikle Anadolu kıyılarına yakın adaların güvenliği nedeniyle konunun kendisine danışılmasını istedi ve diplomatik girişimlerde bulundu. Türkiye'nin bu tutumu, adaların geleceği konusunda Ankara'nın güvenlik kaygılarını açıkça ortaya koyuyordu. Ancak Türkiye'nin girişimleri, adaların nihai statüsünün belirlenmesinde belirleyici olmadı.
Savaşın galip devletleri arasındaki görüşmeler sonucunda On İki Ada'nın İtalya'dan alınarak Yunanistan'a verilmesi benimsendi. 10 Şubat 1947'de imzalanan Paris Barış Antlaşması'nın 14. maddesiyle İtalya, Rodos ve On İki Ada üzerindeki hak ve egemenliğini Yunanistan'a devretti. Devir, adaların askerden arındırılması şartına bağlandı.
Rodos ve On İki Ada'nın hikayesi bu nedenle tek bir savaşın sonucu değildir. 1912'de başlayan işgal, Uşi Antlaşması'nın öngördüğü çekilmenin gerçekleşmemesiyle devam etti; 1923'te Lozan'la İtalya lehine hukuki statü kazandı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Türkiye konuyu diplomatik olarak gündeme getirdi, ancak 1947'de adalar Yunanistan'a devredildi.
Bir adanın kaderi bazen işgal edildiği gün değil, o işgalin ne kadar sürdüğü ve sonunda hangi antlaşmayla kayda geçirildiği anda belirlenir. Ege'deki bugünkü siyasi haritanın gerisinde de böyle uzun bir işgal, diplomasi ve antlaşmalar zinciri bulunuyor.