Hayat, seçim yapmaktan ibarettir. İnsan büyüdükçe bunu daha iyi anlıyor. Seneler geçtikçe fark ediyoruz ki her yolun kendi zorlukları, her kararımızın bir yükümlülüğü var.
Doğumdan ölüme kadar yaşamımız seçimlerle dolup taşar. Seçimlerimiz tüm hayatımızı şekillendirir. Evlenirsin, pişman olursun. Evlenmezsin, yalnız kalırsın yine pişman olursun. Çocuk sahibi olursun, olmazsın, kariyerine odaklanırsın ya da ailene odaklanırsın. Hepsini yapmak istersin ama yetişemezsin. Mutlaka bir seçim yaparsın.
Asıl mesele, kusursuz seçimi bulmaya çalışmak değildir. Kusursuz bir seçim yoktur. Her tercihin içinde biraz mutluluk, biraz özlem ve biraz da pişmanlık vardır. Seçmediğimizin hayali kalır zihnimizde. Seçtiğimizin de deneyimleri…
Bu yüzden karar verirken “Ya yanlışsa?” sorusundan çok, “Bu seçimin sorumluluğunu taşıyabilir miyim?” sorusunu sormak gerekir. Çünkü insanı yoran şey çoğu zaman verdiği karar değil, verdiği kararın arkasında duramamasıdır.
Sonunda herkes kendi hikâyesini seçer ve yaşar. Önemli olan, seçtiğin yolu sürekli diğer yollarla kıyaslamak yerine, o yolu anlamlı kılabilmektir.