Son günlerde sinema dünyasının en çok konuşulan yapımlarından biri Christopher Nolan'ın The Odyssey filmi oldu. Malum, dijital platformların yaygınlaşmasıyla sinema salonları eski ilgisini büyük ölçüde kaybetti. Ancak Christopher Nolan'ın merakla beklenen yeni filmi, sinemaseverlerin dikkatini yeniden beyaz perdeye çekti.
Homeros'un ölümsüz destanı Odysseia'dan uyarlanan film, Troya Savaşı'nın ardından Odysseus'un evine dönüş yolculuğunu ve bu yolculukta yaşadığı maceraları konu alıyor. Filmin uyarlandığı Odysseia destanının yazarı olduğu kabul edilen Homeros'un yaşamına ilişkin kesin bilgiler bulunmasa da, yaklaşık 2.700 yıl önce yaşadığı düşünülen ve epik destan geleneğinin en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilen bir ozandır. Antik Smyrna, yani bugünkü İzmir, Homeros'un doğum yeri ya da yaşadığı kent olabileceğine dair en güçlü adaylardan biri olarak gösteriliyor. Dünya The Odyssey filmini konuşurken Homeros gündeme gelince ben de Smyrna ve İzmir'in tarihine yeniden bakma ihtiyacı duydum. İzmir, yaklaşık üç bin yıllık geçmişiyle tarihin en köklü yerleşimlerinden biri. Antik çağdaki adı Smyrna. İlk Smyrna yerleşimi, MÖ 11. yüzyılda bugünkü Bayraklı sınırları içinde kurulmuş. Günümüzde Eski Smyrna Höyüğü olarak bilinen bu alanda yapılan arkeolojik kazılar, kentin ilk yerleşimine ait surları, evleri ve günlük yaşama dair önemli kalıntıları gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor. Kent, Büyük İskender döneminde Pagos Dağı'nın, yani bugünkü Kadifekale'nin eteklerine taşınarak yeniden planlandı ve gelişimini burada sürdürdü. Bugün Konak'ta bulunan Tarihi Smyrna Agorası, bu yeni kentin ticaret, siyaset ve sosyal yaşam merkezi olarak inşa edildi. Antik sütunları, kemerleri ve Roma döneminden kalan yapılarıyla tarihe tanıklık eden Agora'nın içinde yer alan ve günümüzde de suyu akmaya devam eden yaklaşık iki bin yıllık meşhur tarihi çeşme, ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği noktalardan biri. Tarihi Agora, uluslararası festivallere, konserlere ve çeşitli kültür-sanat etkinliklerine günümüzde de ev sahipliği yapıyor. Binlerce yıl önce insanların buluştuğu bu meydanda bugün de müziğin sesi yükseliyor. Böylece antik Smyrna yalnızca arkeolojik kalıntılarla değil, sanatın birleştirici gücüyle de gelecek kuşaklara aktarılmaya devam ediyor. Gelelim filme... The Odyssey filminin yönetmeni Christopher Nolan. Oyuncu kadrosunda sinemaseverlerin yakından tanıdığı önemli isimler yer alıyor. Görsel efektleri ise oldukça etkileyici görünüyor. Bendeniz aslında bir Guillermo del Toro hayranı olarak onun fantastik anlatımını, gotik atmosferini ve sanatsal üslubunu daha çok tercih etsem de, Christopher Nolan'ın sinemaya kazandırdığı vizyonu ve klasik eserleri yeniden yorumlama cesaretine de büyük saygı duyuyorum. The Odyssey de bunun en güçlü örneklerinden biri. Görsel açıdan oldukça iddialı görünen bu filmin uzun süre gösterimde kalacağını düşünüyorum.