Geçtiğimiz günlerde Türk tiyatrosunun usta isimlerinden Zihni Göktay'ın vefat haberini
üzülerek aldık.
Zihni Göktay denildiğinde benim aklıma gelen ilk eserlerden biri Lüküs Hayat.
Usta tiyatrocu, çocukluk hafızamda Lüküs Hayat'taki Rıza karakteriyle yer edinmiş.
Zihni Göktay'ı saygıyla anarken, Cumhuriyet tarihimizin en önemli sahne eserlerinden biri
olan Lüküs Hayat'ın 93 yıllık serüvenini ve bu serüvene eşlik eden ilginç hikayeleri sizlerle
paylaşmak istedim.
Müzikal mi, tiyatro oyunu mu, yoksa operet mi?
Lüküs Hayat, ilk kez 1933 yılında, Cumhuriyet'in 10. yılında sahneleniyor. O günden bugüne
farklı dönemlerde, farklı oyuncular ve yeni yorumlarla tekrar tekrar seyirciyle buluşuyor.
Doğru tanımıyla Lüküs Hayat bir operet.
Tiyatro; hikayeyi ağırlıklı olarak diyalog ve oyunculukla anlatır. Müzikal; şarkı ve dansı
hikayenin önemli bir parçası haline getirir. Operet ise operaya göre daha hafif, konuşmalı
bölümlerin ve şarkıların iç içe geçtiği müzikli bir sahne türüdür. Aslında birbirine yakın
görünen bu türlerin arasında küçük ama önemli farklar vardır.
Lüküs Hayat da Türk operet tarihinin en önemli eserlerinden biridir.
Teknik tanımının yanı sıra, içeriğine baktığımızda kuvvetli hiciv özelliği ile öne çıktığını da
belirtmek lazım. Dönemin lüks yaşam özentisini, sınıf farklılıklarını ve sonradan görme
zenginliği mizahi bir dille eleştiriyor. Sanırım konusu itibarıyla da her dönem sahnelenme
şansını koruyabilecek bir eser. Malum, bu her dönemin sorunu.
Peki bu 93 yıllık serüven nasıl başlıyor?
Aslında Lüküs Hayat'ın hikayesinden önce Cemal Reşit Rey ve Ekrem Reşit Rey kardeşlerin
operet serüvenine kısaca bakmak gerekiyor.
İstanbul Şehir Tiyatroları'nın, o dönemki adıyla Darülbedayi'nin sahnesinde Rey kardeşlerin
1932 tarihli “Üç Saat” opereti büyük ilgi görüyor. Seyirci adeta tiyatroya akın ediyor.
Dönemin sanat yönetmeni Muhsin Ertuğrul'un da yer aldığı bu süreçte, elde edilen başarının
ardından operet çalışmalarına devam ediliyor ve 1933 yılında Lüküs Hayat seyirciyle
buluşuyor.
Eseri Ekrem Reşit Rey yazıyor, müziklerini ise kardeşi Cemal Reşit Rey besteliyor.
Cemal Reşit Rey, Paris'te müzik eğitimi almış, Türk Beşleri arasında yer alan çok önemli bir
besteci. Ekrem Reşit Rey ise tiyatro yazarı, şair ve güçlü bir kalem.
Lüküs Hayat'ın yazılma hikayesi ise oldukça ilginç.
1933 yılı Cemal Reşit Rey için oldukça yoğun bir dönem. Bir yandan Cumhuriyet'in 10. yılı
için Onuncu Yıl Marşı'nı, diğer yandan yeni operetin müziklerini besteliyor.
Operetin yetişmesi gerekiyor.
Ekrem Reşit Rey ise operetin şarkı sözlerinin bir kısmını yetiştirmekte zorlanıyor.
Eser tamamlanıyor. Resmi kayıtlarda Ekrem Reşit Rey ve Cemal Reşit Rey'in imzasıyla
yerini alıyor.
Tam da burada Zihni Göktay'ın yıllar sonra kamuoyuyla paylaştığı bir bilgi var.
İlk duyduğumda benim de oldukça şaşırdığım bu bilgiyi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bu hikayede hiç tahmin etmediğimiz bir isim daha var.
Nazım Hikmet.
Ekrem Reşit Rey operetin şarkı sözlerini yetiştirmekte zorlanınca Muhsin Ertuğrul'un aklına
Nazım Hikmet geliyor.
Muhsin Ertuğrul, Nazım Hikmet'e giderek durumu anlatıyor ve operetin tamamlanması için
kendisinden yardım istiyor.
Nazım Hikmet, bu teklifi önce kabul etmek istemiyor. O dönem içinde bulunduğu koşullar
sebebiyle kendi adının esere zarar verebileceğini düşünüyor.
Sonunda isminin gizli tutulması şartıyla yazmayı kabul ediyor.
Telif için resmi bir imza gerekiyor. Nazım Hikmet ise adının ortaya çıkmasını istemediği için
teliften vazgeçiyor. Muhsin Ertuğrul da kendi cebinden 75 lira veriyor.
Bu nedenle Nazım Hikmet'in adı Lüküs Hayat'ın resmi künyesinde yer almıyor.
Lüküs Hayat ve 93 yıl
Lüküs Hayat'ın 93 yıllık hikayesi, aynı kadroyla ve kesintisiz devam eden tek bir sahne
serüveni değil elbette. Eser yıllar içerisinde farklı dönemlerde yeniden sahneleniyor.
Hafızalarımıza kazınan en önemli dönemlerinden biri ise 1985 yılında başlıyor.
Zihni Göktay, o yıl Rıza karakteriyle Lüküs Hayat sahnesine çıkıyor ve 28 yıl boyunca bu
rolü canlandırıyor. Kendi anlatımıyla bu süre içerisinde çevresindeki 134 oyuncu değişiyor. O
ise Rıza'yı oynamaya devam ediyor.
Yine Zihni Göktay'ın anlattığı bir anekdotta, dünyada uzun yıllar sahnede kalan eserlerden
söz edilirken Cats müzikali ile ilginç bir karşılaştırma yapılıyor.
Göktay'ın aktardığına göre, Lüküs Hayat 17'nci sezonunu oynarken bir gazeteci, dünyanın en
uzun soluklu müzikallerinden biri olan Cats’i örnek göstererek iki eserin sahnede kalma
sürelerini karşılaştırıyor.
Dünyanın önemli müzikal merkezlerinden Broadway'de sahnelenen Cats, yıllarca sahnede
kalmayı başarmış müzikallerden biri. Bugün biliyoruz ki Cats'in orijinal Broadway serüveni
toplam 18 yıl sürdü.
Lüküs Hayat ise İstanbul Şehir Tiyatroları'ndaki bu döneminde 28 yıl boyunca seyirciyle
buluştu.
Bir tarafta Broadway...
Dev prodüksiyonlar, büyük bütçeler ve dünya çapında bir tanıtım gücü.
Diğer tarafta 1933 yılında İstanbul'da doğmuş bir Türk opereti.
Lüküs Hayat'ın yıllarca kapalı gişe oynayabilmesi bence üzerinde düşünmemiz gereken
önemli bir başarı.
Dünyadaki büyük müzikalleri, operaları ve sahne eserlerini hayranlıkla takip ederken kendi
kültür tarihimizde yer alan çok önemli eserleri de ön plana koymalıyız.
Lüküs Hayat bugün hala Türkiye'nin farklı yerlerinde, farklı ekipler ve gençlerin yeni
yorumlarıyla sahnelenmeye devam ediyor. Yeni kuşaklar Lüküs Hayat'ı kendi enerjileri ve
farklı yorumlarıyla yeniden ele alıyor.
Bu arada Lüküs Hayat denildiğinde hafızalarımıza kazınan yalnızca Zihni Göktay değil
elbette.
Suna Pekuysal, Sezai Altekin ve esere yıllar boyunca emek veren nice usta sanatçı bu büyük
sahne serüveninin bir parçası oldu. Bugün birçoğu artık aramızda değil.
Bu vesileyle geçtiğimiz günlerde ebediyete intikal eden usta tiyatrocu Zihni Göktay'ı ve
Lüküs Hayat'a emek vererek sanat tarihimizde iz bırakan tüm ustaları saygı ve rahmetle
anıyorum.
Ustalara saygıyla...