Yapay zeka hayatımıza hızla girdi. Soru soruyoruz, tarif alıyoruz, ödev yapıyoruz, hatta bazen dertleşiyoruz.
Şimdi ise yeni bir aşamaya geçiliyor: reklamlar. OpenAI’nin ChatGPT üzerinden reklamlı bir sisteme yönelmesi, teknoloji dünyasında pek de şaşırtıcı olmayan ama düşündürücü bir adım.
Aslında tablo basit. Yapay zeka geliştirmek çok pahalı. Dev veri merkezleri, güçlü sunucular, binlerce mühendis… Bunların hepsi ciddi maliyet demek. OpenAI de bu yükü taşımak için gelir arayışında. Reklam ise internetin en eski ve en “garanti” gelir modeli. Sosyal medya nasıl reklamsız yaşayamadıysa, yapay zekânın da aynı yola girmesi kaçınılmaz görünüyor.
Şirketin söylediğine göre sistem klasik banner reklamlar gibi olmayacak. Yani “şunu al, bunu al” diye karşımıza afişler çıkmayacak. Ama örneğin ChatGPT’ye bir yemek tarifi sorduğumuzda, kullanılan malzemelerle ilgili markaların önerilmesi mümkün olacak. Bir nevi “yardım ederken önerme” modeli. Bu da reklamın daha görünmez ama daha etkili hâli.
Burada asıl soru şu: Kullanıcı nerede duracak? Yapay zekadan aldığımız bilgilerin ne kadarı tarafsız olacak, ne kadarı ticari yönlendirme içerecek? Reklamla bilgi arasındaki çizgi ne kadar net çizilebilecek? Bu soruların cevabı, kullanıcı güveni açısından çok önemli.
Özetle, OpenAI’nin attığı bu adım sadece bir reklam hamlesi değil. Aynı zamanda yapay zekânın geleceğinin nasıl şekilleneceğine dair güçlü bir işaret. Ücretsiz ve güçlü yapay zeka istiyorsak, bunun bir bedeli olacağı artık daha net görünüyor. Bedelin ne kadar makul olacağını ise zaman gösterecek.