Mutfağa girince insanın aklı bazen uzun uzun tariflerde değil, kısa ama yerinde adımlarda rahatlar. Baharatlı fırın havuç kızartması da tam olarak böyle bir tarif. Ne fazlası var ne eksiği. Havuç, baharat ve fırın… Hepsi bu.
Önce havuçlar… İsteğe göre soyulup doğranıyor. Ne kalınlığı için kesin kurallar var ne de şekli için. Herkesin eli nasıl istiyorsa öyle. Sonra bir kap çıkıyor ortaya. İçine sıvı yağ ekleniyor; ardından kırmızı tatlı biber, pul biber, karabiber ve tuz. Baharatlar kendini göstermeye başlarken, çok az köri ve çok az zerdeçal da karışıma katılıyor. Ölçü önemli; bu tarifte baharatlar bağırmıyor, fısıldıyor.
Doğranmış havuçlar hazırlanan bu sosun içine alınıyor ve iyice harmanlanıyor. Her parça, aynı özeni görsün diye. Ardından yolculuk fırın tepsisine. Önceden ısıtılmış fırında tepsiye yerleştirilen havuçların üzerlerine kalan sos sürülüyor. Acele yok, savrukluk yok.
Fırında geçen süre boyunca mutfağı yavaş yavaş saran koku, bu işin doğru yapıldığını haber veriyor. Havuçlar kızarıp yumuşayana kadar pişiyor. Ne daha az, ne daha fazla.
Ve sonuç… Dışı hafif kızarmış, içi yumuşak, baharatı kararında bir tabak. Yanına bir şey eklesen de olur, eklemesen de. Çünkü bu tarif, sadeliğiyle yetiyor.
Bazen bir köşe yazısının da, bir yemeğin de tek derdi vardır:
Tarifi bozmadan, tadını kaçırmadan, olduğu gibi kalabilmek.