Bağımsızlık mücadelelerinin hafızası yalnızca tarih kitaplarında yaşamaz. Bazen bir tepenin üzerinde, bazen eski bir siperin izinde, bazen de yıllardır aynı ovaya bakan bir anıtın çevresinde varlığını sürdürür. Ankara’nın Polatlı ilçesi sınırlarında bulunan Kartaltepe de böyle bir yer. Mehmetçik Anıtı ve Sakarya Meydan Muharebesi’nin izlerini taşıyan bu alan, bugün geçmişi hatırlatmanın yanı sıra Milli Mücadele’nin hangi şartlarda yürütüldüğünü anlamamıza yardımcı oluyor.

Kartaltepe’nin anlamını 1921 yazında yaşananlardan ayrı düşünmek mümkün değil. Kütahya-Eskişehir Muharebeleri sonrasında Türk ordusunun Sakarya Nehri’nin doğusuna çekilmesi, Milli Mücadele’nin en kritik dönemlerinden birini başlattı. 5 Ağustos 1921’de Mustafa Kemal Paşa’ya Başkomutanlık yetkisi verildi. Ardından yayımlanan Tekalif-i Milliye Emirleri ile Anadolu’nun sınırlı imkanları ordunun ihtiyaçları için seferber edildi. Halk elindeki yiyecekten hayvana, giyecekten cephaneye kadar elinden geleni ortaya koydu. Savaş artık yalnızca cephedeki askerlerin değil, bütün milletin mücadelesiydi.
Sakarya Meydan Muharebesi 23 Ağustos 1921’de başladı ve 13 Eylül’de Türk ordusunun zaferiyle sonuçlandı. Yirmi iki gün ve yirmi iki gece süren savaş, Polatlı, Haymana ve çevresindeki geniş bir alanda gerçekleşti. Mustafa Kemal Paşa’nın “Hattı Müdafaa Yoktur, Sathı Müdafaa Vardır. O Satıh, Bütün Vatandır” sözü, savaşın temel anlayışını ortaya koyuyordu. Savunma tek bir çizgide değil, gerektiğinde mevzi değiştirerek ve karşı saldırılarla sürdürüldü.
Kartaltepe’nin önemi de bu savaş coğrafyasında ortaya çıkıyor. Yüksek konumu sayesinde çevredeki araziyi görmeye imkan veren tepe, bugün Sakarya Savaşı’nın ne kadar geniş bir alana yayıldığını anlamak isteyenler için önemli bir noktadır. Mehmetçik Anıtı ise burada mücadele eden ve hayatını kaybeden askerlerin hatırasını yaşatıyor.
Sakarya Zaferi’nin etkisi yalnızca cephede kalmadı. Yunan ordusunun ilerleyişi durduruldu ve Milli Mücadele’nin stratejik üstünlüğü Ankara Hükümeti’ne geçti. Zaferin ardından Fransa ile Ankara İtilafnamesi imzalandı. Mustafa Kemal Paşa’ya TBMM tarafından Mareşal rütbesi ve Gazi unvanı verildi. Ardından Büyük Taarruz geldi, 30 Ağustos 1922’de kesin zafer kazanıldı. Mudanya Ateşkes Antlaşması ve Lozan’ın ardından ise yeni Türk devletinin yolu açıldı.
Bu yolun en önemli siyasi sonucu 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’nin ilan edilmesiydi. Bu nedenle Kartaltepe’ye yalnızca bir savaş alanı olarak bakmak eksik olur. Burada verilen mücadele, iki yıl sonra Cumhuriyet’e dönüşecek büyük bir tarih yolculuğunun parçalarından biridir.
Bugün Kartaltepe sessiz bir tepe. Ovanın üzerinde artık silah sesleri duyulmuyor. Fakat Mehmetçik Anıtı’nın önünde duran herkes, bu sessizliğin altında nasıl büyük bir mücadele yaşandığını görebilir. Cumhuriyet, bir günde ortaya çıkmadı. Samsun’dan başlayan yürüyüş, TBMM’nin açılması, Sakarya ve Büyük Taarruz gibi büyük dönüm noktalarından geçerek 29 Ekim 1923’e ulaştı.
Bu yüzden Kartaltepe’yi korumak yalnızca bir anıtı korumak değildir. Aynı zamanda bağımsızlığın bedelini, Sakarya’da verilen mücadeleyi ve Cumhuriyet’e uzanan yolu gelecek kuşaklara anlatmaktır. 29 Ekim’in ışığına giden yolun taşlarından biri de burada, Kartaltepe’de duruyor.