27 Eylül, Türk denizcilik tarihinde yalnızca geçmişte kazanılmış büyük bir zaferin hatırlandığı bir gün değil. Aynı zamanda Deniz Kuvvetleri Günü. Bu tarih, Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki Osmanlı donanmasının Preveze'de elde ettiği zaferi, Cumhuriyet'in denizcilik anlayışını ve bugünün Türk Deniz Kuvvetlerini buluşturan güçlü bir tarihsel hafızayı temsil ediyor.

Preveze

Preveze Deniz Zaferi, 16. yüzyılda Akdeniz'deki güç mücadelesinin önemli dönüm noktalarından biriydi. Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması; denizcilik tecrübesini, doğru manevrayı ve etkili komuta anlayışını bir araya getirerek güçlü bir rakip karşısında önemli bir üstünlük sağladı. Preveze, deniz gücünün yalnızca gemilerin sayısından ibaret olmadığını gösteren tarihi bir başarıydı.

Bu anlayışın Cumhuriyet dönemindeki en güçlü ifadelerinden birini Gazi Mustafa Kemal Atatürk'te görüyoruz. Atatürk, denizciliği yalnızca askeri bir ihtiyaç olarak değil, Türkiye'nin geleceği açısından milli bir hedef olarak değerlendirdi ve “Denizciliği Türk'ün Büyük Milli Ülküsü Olarak Düşünmeli Ve Onu Az Zamanda Başarmalıyız” dedi.

Bu yaklaşım, Cumhuriyet'in denizcilik politikalarında da karşılık buldu. Deniz Kuvvetlerinin güçlendirilmesi, tersanelerin geliştirilmesi, denizci subay/astsubay ile diğer personelin yetiştirilmesi ve Türkiye'nin kendi deniz gücünü oluşturması, Cumhuriyet'in ilk dönemlerinden itibaren önem verilen başlıklar arasında yer aldı.

Aradan 488 yıl geçti. Denizlerdeki savaş teknolojisi bütünüyle değişti. Kadırgaların yerini fırkateynler, denizaltılar ve amfibi gemiler aldı. Bugün deniz gücünün içinde insansız hava ve deniz araçları, gelişmiş sensörler, uydu sistemleri, elektronik harp ve uzun menzilli silahlar da bulunuyor. Ancak değişmeyen temel unsur, bütün bu imkanları kullanacak nitelikli insan gücü ve bunları ortak bir strateji içinde birleştirecek kurumsal kapasitedir.

Türkiye'nin 2026 yılında gerçekleştirdiği Mavi Vatan tatbikatı, bu dönüşümün günümüzdeki örneklerinden birini ortaya koydu. Karadeniz, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'de gerçekleştirilen tatbikata Deniz, Kara ve Hava Kuvvetleri ile Sahil Güvenlik unsurlarından toplam 120 gemi, 50 hava aracı ve 15 bin personel katıldı. TCG Anadolu'dan TB3 SİHA kullanılırken, AKYA ağır sınıf harp torpidosu da ilk kez Sakarya denizaltısından ateşlendi.

Gölcük Tersanesi'nde düzenlenen TEKNOFEST Mavi Vatan etkinliğinde sergilenen insansız ve otonom deniz araçları, su altı sistemleri ve yeni nesil deniz platformları da deniz teknolojilerindeki dönüşümü gösterdi. Önümüzdeki dönemde mesele, bu teknolojik kapasiteyi sürdürülebilir bir deniz gücüne dönüştürebilmek olacak. Bunun yolu yeni platformlar kadar nitelikli personel, güçlü tersane ve bakım kapasitesi, lojistik imkanlar ve uzun vadeli deniz stratejisinden geçiyor.

27 Eylül vesilesiyle bir vefa borcunu da hatırlamak gerekiyor. Bugün Türk Deniz Kuvvetlerinin ulaştığı seviyenin arkasında yıllar boyunca denizlerde görev yapan, gemiler inşa eden, tersanelerde çalışan, eğitim veren, komuta eden ve kurumun gelişmesine katkı sağlayan binlerce insan bulunuyor. Aramızda olmayan tüm büyüklerimizi rahmet ve saygıyla anıyor, emekli deniz kuvvetleri personelimize sağlık ve uzun ömür diliyoruz.

Vatanın denizlerdeki güvenliği için görev yaparken hayatını kaybeden Deniz Kuvvetleri personelimiz ile bütün deniz şehitlerimizi de rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.

27 Eylül'ün anlamı belki de en çok burada ortaya çıkıyor: Preveze geçmişin mirası, Atatürk'ün denizcilik ülküsü Cumhuriyet'in yol gösteren anlayışı, Deniz Kuvvetleri Günü ise bu mirası geleceğe taşıyanların ortak hafızasıdır.

Denizlerde kalıcı güç; gemi, teknoloji, insan, bilgi ve stratejinin aynı hedef doğrultusunda buluşmasıyla oluşur.

Preveze'den Cumhuriyet'e uzanan denizcilik mirasının en önemli yol göstericilerinden biri Atatürk'ün denizcilik ülküsüdür. Deniz Kuvvetleri Günü ise bu mirası yaşatan, geliştiren ve geleceğe taşıyan denizcilerimize duyduğumuz vefanın günüdür.