Gece vakti, bilmediğim sokaklarda, kestirme bulmanın ümidiyle yokuş aşağı inerken rastladım o çocuğa. Arabayla yanından inerken el kaldırdı. Pencereyi yarım açıp, yarım istekli yardım etme hissiyatımla, hayırdır inşallah dedim. ‘’Abi beni bankamatiklere kadar bırakabilir misin?’’ Dedi telaşla. Hayırdır çocuk, gece vakti nedir bu telaş ve acele derken, hayırlı bir cevapta beklemiyordum. ‘’Babam kaza yapmış, acil ona para göndermem lazım’’ deyince, atla çocuk dedim.
Genelde kuşkucu ve kuşkuculuğu mantıkla birleştiren biri olarak, mantıksız bir şeyler olduğu aşikardı. Ama dedim kendi kendime, yardım etmenin, iyilik yapmanın hep de mantığı sorgulanmaz ki sende diyerekten kızdım kendi kendime.
Bankamatiklere bırakıp gidecekken hem etrafın tenha olması hem de telaşı olduğu için biraz bekleyim çocuğu dedim. Beklemem beni yanıltmadı ve anlatılandan gerçeğe doğru ilk adımı atmış olduk. ‘’Abi, ilanda bir sorun var, parayı gönderemedim, babamda Basmane'deymiş, rica etsem beni bırakır mısın?’’ Deyince, vicdanımın ikinci raunttu başladı. Merak, kuşku ve mantık, merhamet ile birleşince bambaşka bir insan oluyor, kendinizi daha güçlü hissederek, ‘’bana ne’’ ‘’olmaz’’ diyemiyor, görmezden gelemiyorsunuz.
Yola çıktık. Giderken her halime şükredecek bir hayat hikayesi ile karşı karşıyaydım. Çocuğun babası cezaevi firarisiymiş. Ama ‘’abi yüz karartıcı bir suçu yok babamın’’ derken teselli oluyordu. İyi bir evlat olduğu belliydi Eren’in. Annesi ise kanser hastasıymış. Son evrede kimse bakamadığı için, memleketi Bilecik’e, baba evine gitmiş. Veli ve kardeşine babaannesi bakıyor, tek gözlü odada, adı belli ama cismi belirsiz babasıyla beraber yaşıyorlarmış. Aslında veli bakıyormuş herkese. Ama o kadar naif bir çocukmuş ki, bunları anlatırken halinden memnundu. İçimden, Ya Rabbi bu şükür ise biz isyankârız, bu tevekkül ise biz asiyiz dedim.
Kardeşi okuyormuş. Veli de hem çalışıyor hem de açık liseden okulu bitirmeye çalışıyormuş. Tek odalı evde, soba kenarında ders çalışan bir çocuk, eski bir divanda hasta yatan bir babaanne, akşam elinde erzak poşetleri ile gelen abi. Akşama gelecek babası içinde onun zararlı alışkanlıkları için aldığı siparişler. Gözümde böyle bir tablo canlandı.
Gerçeklerin acı finaline, Basmane'ye doğru yaklaşmıştık ki, aklıma birden ani fren yapmama sebep olan bir şüphe düştü. Acaba bu adam kumar parası için mi oğluna para göndertmeye çalışıyordu. Ama diyemezdim bunu veliye. Ani frenimin sebebini anlamasın diye hemen; ileride ne olmak istiyorsun, hedefin ne? Dedim. Subay olmak istiyorum dedi. Sen bu yaşta adam olmuşsun, ermişsin be eren. Asıl askerliğini yapmış, bu hayat sınavında tezkereni almışsın, subayda olursun, paşada dedim.
Annesi Bilecik’te demiştim ya Veli’nin. Bilecik’te üniversite okuduğum için bilirim, Bilecik asker şehridir. Şehrin bir yanı boylu boyunca askeriyedir. Eren’de asker olursa, belki annesinin yanına gider, hem ona bakar hem de hasret giderirdi. Aslında bilinçaltında bu yatıyordu Veli’nin.
Duygusallığımın had safhasına yaklaşmış, bardağı taşıracak son damla kalmıştı ki; Erenin çenesi titreyerek sorduğu soru ile ne bardak kaldı nede su. ‘’Abi buralarda kumarhane var mı, babam tövbe etmişti, söz vermişti anneme, yoktur değil mi abi’’ diyerek benden teselli ve tasdik bekliyordu. Ama Basmane'ye gelmemiz ile ortada ne kaza, ne araba görünce, artık anlamıştık.
Sabahın 7’sinde kalkacak çocuğu, kumar parası için Basmane'ye getirten baba, Erenin yatırmaya çalıştığı para belki de sabah kahvaltısı için ayırdığı, kardeşine harçlık vereceği paraydı. Elinde 20’lik, 50’lilik paraları görünce neden ATM'den yatıramadığını da anlamıştım.
İlk gördüğümde babası için kahraman olmaya çalışan bir Eren vardı karşımda. Arabadan inerken ise babasının figüranı bir Eren. Baba kelimesinin ağırlığını taşıyamayan, insan olmadan baba olan müsveddelerin harcadığı bir çocuktu Eren. Kan anneye çeker, güven duygusu babaya. O çocuk nasıl özgüvenli olur ki bu saatten sonra.
Bunun gibi yaşadığım, şahit olduğum olayları sizlere hikâye tarzı ile yazıp, ileride bir kitap çıkarmayı düşünüyorum. İlk hikayemi okuyan sizlere teşekkürlerimi sunarak, 2026 yılının hepimiz için güzellikler getirmesini diliyorum.