Siyasi hırsların, gücün, dünyevi makamların ortak paydada buluştuğu, mezar taşlarında trajik hikayeler, makamlar, ünvanlar göze çarptığı Kokluca. Buraya geldiğinizde hissedeceğiniz en büyük duygu; siyasi hırslar, vefasızlık, iktidarın ve dünyevi rütbelerin geçiciliği olacaktır. Burada ; Hadid Suresi 20.ayetteki ”Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve mal ve evlatta bir çoğalma yarışından ibarettir..." Bu hükmü iliklerinize kadar hissedersiniz.
İlk olarak bir mezar taşı dikkatimi çekiyor. Mezar taşında : ’Bu şüheda mezarı Hasibe'nin gelin odası, Şefika'nın da ana kucağı oldu.’’ diye yazıyor. Bu mezar taşı 1924 Güzelyalı’da, eski adıyla Kokaryalı Sinemasında, sinema bobinlerinden çıkan bir yangında ölen iki kız kardeş olan Hasibe ve Şefika'nın hazin öyküsünü tek cümlede anlatıyordu. Oysa o cümlede o kadar büyük bir trajedi yatıyordu ki kahrolmamak mümkün değil. Hocazade ailesinin sahip olduğu sinema, film bobinlerinden çıkan bir yangın sonucu 13 kişinin ölümüyle sonuçlanıyor ve tarihte çok trajik bir olay olarak yer alıyor. Hocazade ailesinin vicdan azaplarını dindirmek için Alsancak Hocazade camisini yaptırdıkları rivayet olunur. Caminin ismine kendi isimlerini koyarak ve yangından hiçbir ceza almayarak nasıl vicdan azabından kurtulunur, orası ayrı bir muamma.
DİPNOT 1 : Kokaryalı, Güzelyalı semtinin eski adı. O yıllarda, şimdinin Adnan Saygun Sanat Merkezi İzmir’de ulaşımı sağlayan at arabalarının deposuydu. Burada oluşan koku ile poligon deresinden gelen kokunun birleşmesiyle oluşan kokudan dolayı buraya Kokaryalı denirdi.
Ah, böyle gider başından sonuna dek
Ah, hiç bilinmez nerede nasıl bitecek
Ah, böyle gider başından sonuna dek
Ah, hiç bilinmez nerede nasıl bitecek
"Nasip buymuş" diyerek, bilerek bilmeyerek
Durma, yolcu yolunda gerek
Diyen Ayla Dikmen; acaba sonun Koklucada biteceğini bilebiliyor muydu? Dünyanın vefasızlığından nasibini alan Ayla Dikmen’in bir komşusu da ünlülerin kemancısı Mustafa Taşpınarlı. Öyle ki Sibel Can’dan, İbrahim Tatlıses, Orhan Gencebay’a tüm ünlülerin kemancısı ve hocalığını yapan Taşpınarlı’nın da cenazesinde sadece ünlülerin çelenkleri vardı, kendileri yoktu.
İzmir’in eski ve efsane belediye başkanları; Behçet Uz, Rauf Onursal, İhsan Alyanak, Türk futbolunun mihenk taşları, Altınordu Spor Kulübü’nün efsanesi Sait Altınordu, Türkiye’den yurtdışına transfer olmuş ilk Türk futbolcu olan, Altay’ın efsanesi Vahap Özaltay, Fenerbahçe’yi kuran 3 kişiden biri olan ve Fenerbahçe’nin ilk takım kaptanı Necip Okaner’de buranın sakinlerindendi. Siyasi ve spor rekabetlerinin son bulduğu yerdi burası.
Bir önceki yazımda, İzmir suikastı ve suikasta karışanların tutuklanıp yargılandığı ve daha sonra idam edildiği İzmir Kemeraltı’nda bulunan yerler hakkında bilgi vermiştim. 13-14 Temmuz 1926 gecesi, İzmir İstiklal Mahkemesi kararıyla aralarında Ziya Hurşit, Laz İsmail, Gürcü Yusuf, eski Ankara Valisi Abdülkadir Bey ve İttihatçıların önemli isimlerinin bulunduğu 13 kişi idam edildi. Cesetleri sabaha kadar teşhir edildikten sonra, dönemin belediye arabalarıyla gizlice Kokluca Mezarlığı'nın o dönemki en ücra, yolu olmayan kayalık köşesine götürülüp toplu olarak defnedildi. Uzun yıllar bu mezarların başına taş dikilmesine, isim yazılmasına izin verilmedi. İşte o otların ve sarmaşıkların arasında tamamen kaybolmuş, üzerinde hiçbir yazı olmayan, sadece şekilsiz bir kaya parçasından ibaret olan o "siyasi yitiklerin" izini buldum ve ilk önce İsmail Canbulat ile başlıyorum.
İsmail Canbulat : Manastır ve Selanik'te görev yapan Meşrutiyetin ilanını sağlamak için Makedonya'da geçen, İstanbul Valiliği, Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü yapmış, Osmanlı’nın son zamanlarında ise İçişleri Bakanlığı yapmış, ittihatçı harbiyeli bir subay. Cumhuriyetin kurulmasından sonra milletvekili olduysa da, sonradan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kurucuları arasında yer aldı. Mustafa Kemal Atatürk ile tanışmaları Selanik’e dayanır. Hatta öyle ki ; mütareke döneminde Mustafa Kemal'in en güvendiği üç adamdan biridir. Canbulat’ın evinin anahtarının bir eşi Mustafa Kemal’de bulunurdu. Bu dostluk İstanbul’da da devam etmiş; Mustafa Kemal’in Şişli’deki evinde en yakın dostları olan Rauf ve Ali Fethi Bey ile birlikte İsmail Canbulat’tır.
Tarihçi Ekrem Buğra Ekinci : ‘’İttihatçılar Balkan Harbi'nde ordunun mağlup olmasını ve böylece hükümeti devirip iktidara gelmeyi umuyorlardı. Bunun için çok uğraştıktan sonra, Bâbıâli Baskını ile emellerine ulaştılar.’’ Der. Abdullah Paşa'nın Balkan Harbi Hatıratında, İttihatçıların Balkan Harbinde Kamil Paşa Hükümeti düşsün diye mermi yerine siperdeki Mehmetçiğe kum gönderdiklerini ve koca Balkanların nasıl kaybedildiğini anlatır. İzmir suikastına karışan, yargılanan ve idam edilen kişileri ittihatçıydı.
İzmir suikastı çok derin bir konudur. Tarihte ise halen tartışılmakta ve tamamen aydınlanması için kaynakların tamamının açıklanması gerekmektedir. Şimdiye kadar sadece en önemli isimlerden olan Canbulat’ın üstünde durduk. Canbulat haklı mıydı? Masum muydu? Gerçekten suikastte parmağı var mıydı, yoksa muhalifleri temizleme operasyonu muydu? Bilemeyiz. Fakat şöyle bir kaide vardır : ‘’Beşer zulmeder, kader adalet eder.’’
Bu kaideye göre; Enver Bey’in eniştesi olan Nazım Bey’e düzenlediği suikast, 1912’de Kâmil Paşa’nın emriyle kendisini çözümleyerek gelen inzibat çavuşu Nizamettin Efendi’yi silahla vurarak öldürmesinden gıyaben yargılandı ve idam cezası aldı ama uygulanamadı. Canbulat’a verilen idam cezası çok ağırdı. Aynı suçlar Rauf Bey’e de yöneltildi ve yurt dışında olması nedeniyle ceza infaz edilemedi. Daha sonra çıkarılan aftan yararlanan Rauf Bey yurda döndü. Aynı gerekçelerle Kazım Karabekir Paşa’da tutuklandı fakat halkın ve askerlerin tepkisi nedeniyle serbest bırakıldı. Suikastı planladığını kabul eden Ziya Hurşit bu olaydan sadece birkaç kişinin haberi olduğunu söyledi. Haberi olan kişiler arasında İsmail Canbulat yer almamaktadır. Üstelik İsmail Canbulat, suikast planlandığı esnada yurt dışında bulunmaktadır. Ama kaderin planı her şeyin önünde, her plandan daha iyi işler.
Kimse o öldürülen inzibat çavuşunun ismini bilmez ama ilahi adalette zaman aşımı olmuyordu…
Kokluca ve İzmir suikastı ile devam edeceğimiz 3. yazımızda görüşmek üzere.