Yapay zekâ artık hayatımızın her yerinde. Telefonlarımızda, bilgisayarlarımızda, iş yerlerinde… Bir metin yazdırıyoruz, bir ödev hazırlatıyoruz, bir fikir soruyoruz. Ama çoğu zaman fark etmediğimiz bir şey var: Aldığımız cevabı, sorduğumuz soru belirliyor.

İşte burada karşımıza yeni bir kavram çıkıyor: Prompt mühendisliği.

Kulağa çok teknik geliyor olabilir ama aslında oldukça basit. Prompt mühendisliği, yapay zekâya ne istediğimizi açık ve net bir şekilde anlatmak demek. Yani doğru kelimeleri kullanmak, beklentimizi düzgün ifade etmek.

Örneğin yapay zekâya sadece “haber yaz” derseniz, size sıradan bir metin verir.
Ama “kısa, anlaşılır, tarafsız bir haber yaz” derseniz sonuç değişir. Çünkü yapay zekâ sizin yönlendirmelerinize göre hareket eder.

Bu durum aslında günlük hayata çok benziyor. Birine “bir şey al” demekle, “ekmek al” demek arasında fark vardır. Ne kadar açık olursanız, sonuç o kadar doğru olur.

Prompt mühendisliği için bilgisayar mühendisi olmaya da gerek yok. Önemli olan düşünmek, ne istediğinizi bilmek ve bunu net bir şekilde ifade edebilmek. Kısacası mesele teknoloji değil, iletişim.

Ancak küçük bir tehlike de var. Eğer her şeyi yapay zekâdan beklersek, düşünme alışkanlığımızı kaybedebiliriz. Yapay zekâ bize yardımcı olmalı, bizim yerimize düşünmemeli.

Sonuç olarak prompt mühendisliği, karmaşık bir iş değil.
Sadece şunu hatırlatıyor: Doğru soruyu sorarsanız, doğru cevaba daha kolay ulaşırsınız.

Belki de bugün en önemli beceri, hızlı yazmak değil; ne yazacağımızı bilmek.