Okulların ve ailelerin odak noktası öğrencidir. Bu ortak paydayı sağlayan ise okul aile birlikleridir. Okul yönetimleri, ailelerin okula olan katkısını sağlamak üzere öğrencilerin veli ve ebeveynlerinin bir araya gelerek birlik kurmalarına yardımcı olmaktadırlar.Eğitim sistemlerinin başarısı, bu üç halkanın güçlü bir iletişim ve iş birliği içinde olmasına bağlıdır.

Yapılan bilimsel araştırmalarda, araştırmaya katılan veliler, okul aile iş birliğine en fazla sınıf ve öğrenci sorunlarının çözümünde, öğrenci başarısının artmasında, öğrencinin olumlu davranış kazanmasında ihtiyaç duyduklarını belirtmişlerdir. Araştırmaya katılan yönetici ve öğretmenler ise okul aile iş birliğine en fazla ihtiyaç duyulan alanlar arasında öğrencinin sosyal, psikolojik, fizyolojik, bilişsel gelişimini ve akademik başarıyı artırmayı önemli bulmaktadırlar. Buna göre okul aile birliklerinin okul, öğrenci ve velilere eğitim alanında destek olması, okulun tüm paydaşları tarafından istenen bir durum ve bir ihtiyaç olarak görülmektedir.

Veli sadece para istenilen bir varlık olarak görülmemeli ve alınacak her kararda anket yapılarak fikri alınmalıdır. Mesela 10 okul aile birliğe başkanına sorsanız, mezun olan öğrenciler hangi okullara gitti ve kazandı diye, en az 8’i habersizdir. Çünkü para verme göreviniz bitince, sizinle de işleri biter. Oysa ki o öğrenci bir değerdir, veli ise sizin paydaşınızdır.

Okul aile birlikleri resmiyet ve tüzükte 10 kişidir fakat başarılı olması için tüm velilerle birlikte çalışması gereklidir. Bunun için tüm velilere belli dönem ve günlerde görev vererek herkesi kazanmak gereklidir. Yönetmelikte kaç asil, kaç yedek olacağı belirtilmiştir. Fakat alt komisyon kurulamaz diye bir madde yoktur. O yüzden okul aile birlikleri daha çok veli ile çalışmak için alt komisyonlar kurmalı ve imece usulü, ortak paydada buluşarak kararlar alınmalıdır. BAŞKANIM NE DER ? BAŞKANIMA İLETİYORUM gibi monarşik cümleler kurmadan bir yönetim sağlamalıdır.

Bunun komik bir örneğini birazdan bahsedeceğim, kültür seviyesi yüksek bir okulda görmüştüm. Okul aile birliği başkanını kral gibi görüp, etrafında yaverlik, elçilik görevi yapan velileri görünce üzülmüştüm. Onlara üzülme sebebim ise, birey olduklarının farkında olmamaları, yönetime alındıkları için minnet göstermeye çalışmaları, muhbirlik ve dedikodu ile yerlerini korumaya çalışmalarıydı. Aklıma kral ve soytarı hikayesi geldi.

Ama maalesef; liyakatsız, daha önce hiç yönetici olarak çalışmamış, sosyal ve kültürel faaliyetlerden bihaber, sivil toplum kuruluşlarında hiç görev almamış, egolu insanlardan okul aile birliği başkanı olursa, makama gelince ; intikam, adam kayırmaca, kendini veliden ve öğrenciden üstün görme gibi durumlar ortaya çıkar. Düşünsenize, Cumhurbaşkanının ve Milli Eğitim Bakanının zorla bağış olmayacak talimatına rağmen, sizlere zorluk çıkaracaklar, insanlık dışı muamele yapacaklar, TCK’ya muhalif uygulamalar yapacaklar, göstermelik bir seçim yapıp sonra gelip birde size BAŞKANLIK yapacaklar. Bunun adı demokrasi değil faşizmdir.

Okul aile birlikleri, kaynak temininde yasal sınırlar içerisinde velilerden, hayır sahiplerinden, iş adamlarından yararlanma ve bağış kabul etme; okul kantinleri ve gelir getirici diğer etkinliklerden faydalanma olanağına sahiptirler. Tembel, liyakatsiz ve okul aile birliğini sadece kısır yemek ve kermes yapmaktan ibaret bilen birlikler ise tüm maddi gücü velinin sırtına yükler.

İzmir’in köklü okullarından birinde, veliler tarafından çok fazla şikayet geldi. Şikayetlerin başında çok fazla ‘’bağış’’ adı altında para toplamak, veliye kötü davranmak ve mobbing geliyor. Bunlar suç olsa da, aslında benim dikkatimi en çok şu iddia çekti : İddiaya göre, okulun karşısında bulunan bir etüt merkezine önce kayıt olan öğrencilerden bağış istenmiyor, fatura istenmiyor. İddiaları araştırdıkça, etüt merkezinin koordinatörlüğünü eski okul aile birliği başkanının yaptığını, selefi olan yeni okul aile başkanı ile işbirliği yaptığı yönünde tespitlerde bulunduk. En son tahlilde ise, okulda görevli personelin iş akdinin feshinden sonra o etüt merkezinde çalışması oldu. Bu nasıl bir cendere ? Bu nasıl bir sistem pes doğrusu.

Velilerin şimdiden bir kısmı CİMER, diğer bir kısmı ise Milli Eğitime şikayet tarzında şikayette bulunmaya hazırlanıyor. Bizlerde veliler adına soruyoruz :

Okulda test parası vermeyen öğrencilere farklı muamele uygulamak yasal mıdır?
Çocukları etüt merkezine yönlendirmek ve etüt merkezlerinden komisyon almak yasal mıdır ?
Okul aile birliklerini akraba, eş ve dost meclisi olarak kullanmak etik midir ?
Okul kayıtlarında neredeyse soyağacına kadar belge istemek yasal mıdır?
Peki bu belgeleri alırken KVK kanunu hiçe sayıp, ne kadar saklanacağı ve üçüncü kişilerin eline geçtiği takdirde kimlerin sorumlu olunacağını biliniyor mu ?
Devlet okullarında kayıt sırasında telefon faturası istenmesi ve bu belgelerin Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na (KVKK) aykırı şekilde toplanması, hem Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) mevzuatına hem de 6698 sayılı KVKK’ya doğrudan aykırılık teşkil eden ciddi bir usulsüzlüktür, bu yönde bir tedbir alınmış mıdır?
Mesela benim verdiğim telefon faturası es kaza benim husumetli olduğum birilerinin eline geçerse ne olacak ?
Servisler ve kantinler okul aile birliğinin ciddi ekonomik kaynağıdır. Buradaki anlaşmalarda başkan mutlaka olmalı. Peki başkandan habersiz ya da bilgisi olmadan yapılan anlaşmalarda başkan ‘’haberim yok’’ diyebilir mi ?
Okul Aile Birlikleri, öğretmenlerin ders programlarına müdahale etmesi, sınıf mevcutlarını belirlemeye çalışması, okul personeli üzerinde idari yetki kullanmaya kalkışması ve sınıftaki öğrenci başkanı ve temsilcisini kendisi seçmesinin yasa dışı olduğunun farkında mıdır?

Bilen bilmeyene anlatsın ama ben size bu istenen belgelerin KVK açısından, hukuki açıdan nasıl suç teşkil ettiğini ve neler yapılması gerektiğini anlatarak yazıma son vermek istiyorum.

Telefon faturaları; kişinin adı, soyadı, T.C. kimlik numarası, ev/iş adresi, telefon numarası ve hatta görüşme detayları/tarife bilgileri gibi kişisel verileri içerir. Bu belgelerin kayıt esnasında toplanması, yasal olarak talep etmeye yetkisi olmayan bir belgeyi zorunlu tutarak toplaması hukuka aykırıdır. Bir çocuğun okula kaydı ile velisinin telefon faturası arasında hiçbir doğrudan bağ yoktur. İkametgah kontrolü zaten devletin sisteminde yapıldığı için, faturanın asıl veya fotokopisinin istenmesi ölçülülük ilkesine kesinlikle aykırıdır.

Faturalar toplanırken veliye veri sorumlusu sıfatıyla (okul müdürlüğü veya okul aile birliği tarafından) "Bu veriler hangi amaçla işlenecek, nerede saklanacak, ne zaman imha edilecek?" sorularını cevaplayan bir Aydınlatma Metni sunulmak ve velinin Açık Rızası alınmak zorundadır. Bu yapılmadan belgelerin alelade toplanması suçtur.

Toplanan bu faturaların fotokopilerinin kayıt masalarında, herkesin erişebileceği klasörlerde tutulması, dijital ortama aktarılıyorsa şifresiz/güvenliksiz bilgisayarlarda saklanması kişisel verilerin korunması yükümlülüğünün (veri güvenliği) ihlalidir.

Okul yönetiminin veya okul aile birliğinin kişisel verilerinizi kanuna aykırı şekilde topladığını, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirterek Kişisel Verileri Koruma Kurumu'na (KVKK) şikayette bulunabilirsiniz. Kurum, bu tür ihlallerde ciddi idari para cezaları ve soruşturma süreçleri uygulamaktadır. Okula belgeyi teslim ederken, bu belgenin hangi kanuni dayanakla istendiğini ve KVKK aydınlatma metninin tarafınıza sunulmasını yazılı olarak talep edebilirsiniz.